Archive for the Tribün Güncesi category
şehrituruncu
Bu cumartesi, 15.30′da, Adana’da 5 Ocak’ta, şenlik, şölen, karnaval…bu manada ne istiyorsak o var…Ama önce bir 3 puan…hemen başında maçın…öyle gerilmeden…rahatlayıvererek…son dakikalara şampiyonluk şarkılarıyla girerek…
Birazdan
Birazdan maç başlayacak, şenlik olacak birazdan, eğleneceğiz çok…her şey çok güzel olacak…
sigara muhabbetleri
Kumcu Yusuf’la sıkça gideriz maça. Yani maça hep gitmemizin dışında bir de maça, uğurlu saydığımız Yusuf’la gitme var. Hem maçımızı izler hem de fotoğraflar filan çekeriz. Arada yorumlar, tezahurata teşvik etmeler, takıma küfredenleri uyarmalar…ve en önemlisi işler ters giderken birer sigara yakıp bu süre içerisinde gol olmasını beklemeler…
Bu durum Adıyaman, İskenderun ve Gaski maçlarında 6 sigara ve 6 gol olarak tescillendi. Hakikaten. Canım, elbette işin muhabbetiydi gol olsun diye sigara yakmalar; ama bu arada gollerin de gelmesi hoş bir tesadüf olmuştu. Sonraları, özellikle son haftalar bunu boşladık.
Çünkü şampiyonluk böyle kendimizi kandırmalarla gelmez, bunun için sahada mücadele gerekmektedir. Gün o gündür. Mücadele günüdür. Ki sezon sonunda keyif sigarasını yakalım…
yarına dair plan
Hayır, buradaki “yarın” mecazi bir anlam taşımıyor. Direkt yarından, yani 2008‘in 20 Nisan‘ından bahsediyoruz. (Öteki anlamdaki yarının planını hak verirsiniz ki yönetimin kendisi yapacaktır.) Önceki pazarlardakinden başka bir şey yapmayacağımız kesindir. Mabede saatler önce gideceğiz. Bu, ritüelimizin en önemli unsurlarındandır. Maçtan on dakika filan önce stada girmek bizim için maça devre arasında girmiş olmak gibi bir şey: Çünkü devrenin 1.yarısı stat etrafında ve tribünde yaşanır. Ancak 2.devresi kalan 90 dakikalık maçtır. Bu da ayrı bir hazzı ihtiva etmektedir. Bir trans halidir. Cismin ötesine geçip mutlak sevgiliyle bütünleşmek, belki Nirvana’ya ulaşmak…Elbette bu esnada kişilerin tepkileri farklı farklı oluyor. Tribünde arıza çıkaranlar transın artık farklı bir boyutunda olanlardır : )) Eh, bu da bize dairdir. Ayrıca gol için istiareye yatmak da işin bir başka törenselidir. Ne bileyim, bir sigara yakarız veya yer değiştiririz, sessizliği tercih ederiz bir zaman…böyle şeyler. Gol anı iki aşamadır: Önce hakeme bakarız golü verdi mi diye, tamamsa seviniriz. Belki birkaç saniye geç seviniriz ama garantili seviniriz. Yoksa Karabük maçında olduğu gibi Cem‘in sayılmayan golünden sonra hissedilenler pek acı oluyor… Keyfimizin yerinde olduğu anlarda “Adana Turuncudur Oley” diye bağırmak ziyafetin tatlı kısmı gibi bir şeydir. Ama bir Çanakkale maçı dramı yaşamamak için de dilek ve temennilerimiz hiç eksik olmaz. Neticede biz o 90 dakikayı mümkün olduğunca uzatmayı tercih ederiz, daha önce de bahsetmiş olabiliriz: Tüm haftayı o bir tek 90 dakikanın hazzı ile geçirebilir yaşayabiliriz. Ee, bu da tribüncülere dairdir. Beklemedeyiz…
79.dakika/ şenoli’den
Dakika 79…
Deplasman nasıl yapılır?
Taraftar bileti satılmayan tribüne nasıl girer?
Zapt etmek nedir?
İhtilal nedir?
Aşk nedir?
Tutku nedir?
Ağlamak nedir?
Gözyaşı nedir?
Bağlılık nedir?

Bugün o stadda olan yüzlerce Adanasporlu iyi biliyordu bu soruların cevabını, bilmeyenlerde bizzat yahut dolaylı yollardan bir kez daha görmüş oldu. Gurur duydum. Halen günün büyüsündeyim. Baktığım her yeri turuncu görüyorum.
Dakika 79…
Maç 0-0′a kilitlenmiş…
Öyle aman aman bir futbolumuz yok…
Ama bir inanç var…
Öylesi bir inanmışlık var ki…
Taraftarından futbolcusuna, başkanından hocasına…
İnanıyor abi bu camia!
Şampiyonluğa inanıyor!

Tribünün en tepesindeydim, Emre kafayı vurdu “gollllll” sesinden sağırlık hissini yaşarken beraber gözüm hakemde, ulan acaba bir cacık var mı? “Goolllllllllllllll” sesleri itişmelerle devam ediyor… Top filelerde yahu ama halen gözüm hakemde… Çok yaktılar ya canımızı, bir terslik çıkartacaklar mı acaba diye endişesi var… Yok, abicim yokkk, bal gibi gol…
Santraya koşuyor işte hakem… O kalabalığı yarıp aşağı tellere kadar nasıl indim hatırlamıyorum bile… Etrafımda ki herkesin gözleri dolu… Kimi görsen sarılıyorsun… Savaştasın sanki, kapana kısılmışsın ve cephede savaştığın silah arkadaşlarınla zaferi kutluyorsun! Hem de nasıl bir kutlama o… Teller yıkıldı teller (Mersin Stadı’nın bizden çektiği nedir böyle. Onlar yaptırmaktan bıktı, biz yıkmaktan bıkmadık! ) Ömrümün en güzel 10–15 saniyesi… Şaşkınlık, aptallık, sarhoşluk… Evet evet sarhoşluk… İçsen bu kadar kaybedemezsin yahu kendini…

Seviyorum ben bu renkleri…
Bu renklere çılgıncasına tapan yüzleri, binleri, on binleri seviyorum…
Koşulsuz, çıkarsız bu renklerin peşinde ordan oraya koşturmayı seviyorum…
Mersin’e giderken Çanakkale ve Erzurum’a gidiş planı yapacak kadar deliyi bir arada görmeyi seviyorum! Evet evet, deliyiz biz, hepimiz! Adanaspor delisiyiz…
tribün muhabbetleri12
Bizim Suntay da iyi Adanasporlulardandır. Yine bir maçtayız. Adanaspor-Yozgat maçı. 2.ligdeyiz. Güney kalearkasındayız. O zamanlar tribünler arsında tel mel yok. Derken efendim 1-0 mağlup duruma düşüyoruz ve Adanaspor’a dair batıl inançlarımız devreye giriyor:
-Hadi oğlum burası yaramadı. Yer değiştirelim.
Biz maratona doğru Arjantin köşeye geçiyoruz. Gol ve 1-1. Tabi o zamanlar “Adana turuncudur Ooleey” yok. Dolayısıyla böyle bağıramıyoruz. Ama sonra ayak mı değiştiriyoruz acaba, kalemizde bir gol daha: 1-2. İlk yarı öyle bitiyor. Birbirimize bakıyoruz. Evet, 2. yarı maratona geçilecek. Dakika 70 civarı bizden bir gol 2-2. Ama bize galibiyet lazım. O halde yer değiştirmeye devam. Derken soluğu kuzey kalearkasında alıyoruz. Ve maç Adanaspor’un 3-2 galibiyetiyle bitiyor.
Ve şu son maç, Adanaspor-Karabük maçı… Kapalıdayız. Oturduğumuz yeri bir türlü benimseyemiyoruz. Arada kalabalıkta Suntay’ı mı görüyorum ne, sonra kalabalıkta kayboluyor o iri gövdesiyle. Yağmur bastırıyor. Kaçanlar üst kapalıya geliyor. Biz alta geçip ordan fotoğraf çekelim diyoruz. Yağmur çok çok ıslatır eritmez ya. Bir de ne göreyim. Üç beş dakika sonra yan tarafımda Suntay. Ve maçı, bu yer değiştirmelerden sonra 3-2 kazanıyoruz. Ama bu sefer “Adana turuncudur ooleey…” diye bağırıyoruz.
tribün muhabbetleri11
Henüz lise öğrencisiyiz. Bir çarşamba günü okuldan kaçıp Adanaspor-Beşiktaş kupa maçına gidiyoruz. Takımın hali vahim. Çok kötü oynuyoruz. Yanımızda bir amca bağırıyor, çağırıyor, takıma hiddetleniyor. En son dayanamıyor, “Ulan!” diyor “Allah hepinizin belasını versin!” şeklinde lanetini tamamlıyor.
Müdahale etmiştik. “Baba yapma, Allah belanızı kaldırsın de ki takım biraz düzelsin.” Amca bize şöyle bir bakmıştı. Yaklaşımımızı belli ki takdir etmişti: “Haklısınız yeğenler.” demişti mahcup bir gülümsemeyle.
O noktadan sonra biz maçı 5-0′dan 5-1′e getirmiştik. Ötesine zamanımız yetmemişti.
tribün muhabbetleri 9
Bir Adanapor-Tiy maçı idi. Yapı Meslek’ten arkadaş Şehmuz’la maça gidiyoruz. Stat hınca hınç dolu. Misafir Tarsus tarafı da öyle. Tarsus’ta Erkut zamanı, kafaya oynuyorlar. İyi bir takım kurulmuş. Bizde o zamanki 1.lig kadrosu; Feyzullah, Ümit ( ki o, Türkiye’nin görüp göreceği en iyi açıklarından biriydi. Ümit’i izleyenler hak verecektir.), Nejat, Kayhan, İsmail yani yok yok. İlk yarı 1-1. İkinci yarı yer değiştiriyoruz golleri yakından görmek için. Çocukluk işte… Ama Adanaspor’a tam inancımız ta o yıllara dayanıyor. 2. yarı başlıyor ve Tarsus peş peşe iki gol buluyor Memik ve Reşit’le. Skor 1-3. Ama o anlarda Adanaspor’un nasıl saldırdığı anlatılır gibi değil. Kimin attığını hatırlamıyorum, skoru 3-2′ye getiriyoruz. Derken bir frikik organizasyonu, Nejat topu yarım metre kadar havalandırıyor ve Feyzullah vuruyor, kaleci topu görmüyor: 3-3. Biz gol için yine bastırırken Memik soldan bir orta yapıyor güney kaleye, Reşit kafayla Tarsus’un 4. golünü atıyor. Eyvah derken biz, Tarsus da böyle biter diye sevinirken kendi kendilerine ( o zaman yanlarında başka takımın taraftarı yoktu.) müthiş Ümit sağ taraftan ceza sahasına giriyor, en az iki çalım atıyor bel kıranından, topu geçtiğimiz pazar Cem’in yolladığı yere çakıyor: 4-4. Belki o zaman 2 puan gidiyor; ama bize hala hatırladığımız bir maçın keyfi kalıyor ve en önemlisi o zamanki Tarsus taraftarlarının sadece takımlarını destekledikleri, kimselerin kontrolüne girmeden maçı hür iradeleriyle tamamladıkları bellek kaydına geçiyor…
tribün
…tribün renkliliktir, tribün bir başka hayattır…
tribün bir şehirdir, tribün kalabalıkların bir ideal bulduğu yerdir…
tribün eğlencedir, şenliktir, hayatın tüm hallerinin aynasıdır…
tribün güzeldir…takımın her halini seven tribün çok güzeldir…
tribün muhabbetleri 8
Şimdi bakıyorum da çok eski bir zamandı. Sanki milattan önceydi.Tarih? Yok! 70′lerin sonu olabilir mi? Ama hatırladığım bir Adanaspor-Zonguldakspor maçıydı. Küme düşmeme mücadelesi veriyoruz. Takım kritik bir dönemeçte. Bu maçı da kazanamazsak halimiz harap. Kapalı, kasvetli bir hava; Adana’ya hiç yakışmıyor. Karabulutlar hem gerçek hem de mecazi anlamda üzerimize çökmüş. Maçın son anlarıdır ve Adanasporumuz 1-0 yenik oynuyordur. N e o maç için ne de o sezon için yapacak bir şey vardır artık. Bir ara arkama döndüm, o zamanlar 27-28 yaşlarında bir abi başını elleri arasına almış, sessiz sessiz ağlıyordu. Evet, yeni bir şey daha anlamıştım. Adanaspor için maça gidilir, ondan başarı beklenir, sevinilir, üzlünürdü. Ama işte biricik Adanaspor için gözyaşı da dökülebilirdi.
bizans’a sefer
Birkaç arkadaş bu akşamdan gidiyor Binans’a. Yolları açık ola. Şimdi yollara düşmek vardı Adanaspor için, bir buçuk saatlik heyecanı orda 60 - 70 saat filan yaşamak…Hazzın dorukları mı desek… Gıpta ettik yahu. Ama tembihledik, üç puanla dönün , diye. Biz burada bekleriz muhasara neticesini. Güzel haberler alıp aynen iletmek dileğiyle…
tribün muhabbetleri 7
Maçlarda hakem muhabbetleri bildiğimiz gibidir. Ne yapsa, ne etse tribüne yaranamaz o. Zaten yaranmak zorunda da değildir. Adaletli olsun yeter. Yani her maçta bir penaltımız mutlaka verilsin: )) Şaka bir yana, böyle bir an… Biri kalkıyor, sıralıyor iltifatları(!) hakeme. Birkaç küfür daha bağrı pek açılmamışından. Lakin tribünde bayanlar da vardır. Arkadaşı, gayri bendine sığmayan bu seyirciyi uyarma ihtiyacı hisseder:
- Lan oğlum etrafta bayanlar var.
Öteki belki henüz fark etmiştir bir maçta, üstelik maratonda bayanların da olabileceğini. Bilemeyiz onun o an neler hissettiğini, fakat nihayetinde bir zihniyetin tahlilini yaptırır cevabı:
- Yav, onlar da gelmesin maça…
ikinci mektup
Sevgili Adanasporlu, mektuba başlarken sevgi ve saygıyla selam eder sağlık sıhhat dileriz. Ve de keyfimizin, dostluğumuz gibi baki olmasını ayrıca temenni ederiz. İki hafta üst üste galip gelen takımımız bunu üçleme aşamasında. Yani futbolcularımız, idaremiz çalışıyor; çalışıyor kelimesi kifayetsiz kalır, canla başla savaşıyor. Bu noktada bizim de özellikle maratonda elimizi taşın altına koyma zamanıdır, her zamanki gibi. Ne ki maraton bu işlevini yerine getiremediği gibi takımına küfredenlerin de mekanı haline gelmiştir. Biliriz tribünlerde her meşrepten insan olur, lakin konu Adanaspor ise bu farklı meşrepler takıma zarar verecek bir şekle bürünmeden hakiki Adanasporlu vaziyete el koymalı, topçusuna sövdürmemelidir. Biliyoruz bu mevzuyu daha önce de gündeme getirmiştik, ama bir neticeye ulaşana kadar da bunu konuşmaktan geri kalmayacağız. Ey Adanasporlu, sevdiğine sevgiline sahip çık, ona laf söyletme!!! Üçüncü mektubun şampiyonluğa dair olması heyecanı ile… Adanaspor sevgisiyle ve sağlıcakla kalın…
tribün muhabbetleri 6
Şeker deplasmanı. Grup yerini almış tezahurat birazdan resmen başlayacak. Elemanlara uyarılar, beyler küfür yok, tezahuratımızı yapıp gideceğiz. Sadece takımımızı destekleyeceğiz. Tamam mı? Tamam! Her şey maç boyunca, konuşulduğu üzere seyreder. Ve maç biter, yenilmişiz, deli bir soğuk cabası, üşüyoruz, canımız sıkkın, moral eksiye düşmüş donmuş. Bu arada bizim eski topçulardan Evren, ufaktan tahrik ediyor. Uyarılar yapan arkadaş, iri sesiyle bağırır:
- Evren….senin… (Biz kulaklarımızı tıkıyoruz :))
Yanındaki onu hemen uyarır:
- Abi, hani küfür yoktu!
Alçak sesle cevaplar bizimki:
- Oğlum, yekten olur…
tribün muhabbetleri 4
2006-2007 sezonu, ama hangi maç hatırlamıyorum. Bizim tribün emekçilerinden bir olan Mehmet ( ki o, pankart boyar, yazı yazar, harf keser diker, taslak çıkarır…) grubun içinde ve ekip sürekli tezahuratta. Susmak yok… Ahali enerjisini, dikkatini, benliğini takımını desteklemeye vermiş. Maç, onlar için bu tempoda başlıyor ve bitiyor. Maçtan sonra biraz yorgun soruyor Mehmet: ”Abi,” diyor, ” takım bugün nasıl oynadı, iyi miydi?” Yahu maçı izlemedin mi, diyemiyorum tabi, ayıp kaçacak. Tribünde takımı için savaşan zaferin keyfini sezon sonunda çıkarırlar. Onlar işe günübirlik sarılmazlar. Ki öyle de oldu. Ölüp dirilen Adanasporumuz sezon sonunda liglere katıldığı gibi şampiyon oldu ve biz keyif sigarasını o zaman yaktık. Evet Mehmet, takım yüreğiyle oynadı, hem de çok iyi oynadı…
piknikçi seyirciye dair
Başımızın tacıdır her taraftar, her seyirci. Maça gelip takımının galibiyetiyle yetinen, başka da bir şey istemeyen… Varsın ağzını bile açmadan seyretsin, yalnızca gole sevinsin. Razıyız buna da. Biz de aşağı yukarı böyleyiz maratonda. Ha, arada tribünü canlandırmak için çabalarımız olmuyor değil. Tezahuratlara eşlik ediyor, kiminde de başlatmaya çalışıyoruz bu tezahuratları. Sonuçta katkımız da sınırlı kalıyor bu anlamda. Amma…oyuncusunu, hem de takım galipken, protesto etmek tek kelimeyle ayıptır. Her yerde görülebilecek bu tür taraftarın sayısı pek çok olmasa da can sıkmaya yetmektedir. Şimdi bu tarz seyircinin profilini çıkarmaya kalkışmayacağız. Lakin sözümüz sanadır gerçek tribüncü! Bunlar gayri iradi bir refleksle bağırıp taraftarın ve takımım moralini bozarken sen susma! Bu şekil seyirciye tavır al. Vur kır demiyoruz, ama uyar. Bana ne deme. Sezon sonunda şampiyon olmak istiyorsan, ki bunu gerçekleştirecek olan yine bu futbolculardır, susma: Takımın başarısı için, bana ne deme. Sinme bu cazgırların karşısında, bana ne deme. Haydi gerçek tribüncü, top sende.
tribüncü muhabbetleri 3
Gaski deplasmanındayız…
Özel aracımızla maçtan sonra Antep caddelerinde benzin istasyonu aramaktayız… Ama bulamıyoruz, yahu boşver, diyoruz içimizden, keyfimiz yerinde nasıl olsa bu galibiyetle yükselme grubunu garantilemişiz. Benzin de bitse ne gam.. Derken, bir taksiciyi gözümüze kestirip yanaşırız ve 60 yaşlarındaki amcamızla pencere muhabbeti başlar:
-Benzin İstasyonu var mı buralarda?
-Var…
-Nerde?
-Şurdan sağa dön, az ilerden sola, orda işte, bulursun…
-Ya bulamazsak?!
(Arabadaki 5′li gülmekten yarılır, amca şaşkın, soruyu soran abimiz asabi bir halde bizi izler )
- N’oldu lan?
adanalı

Evet, Adanalı ve Adanasporlu bir kardeşimiz. Elinde dürümü ile. Afiyet olsun. Şalgamı da var ya dayanamadı onu bir iki dikişte bitirdi. Değmeyin keyfine, Adanaspor’u da galip ki…
taraftar
Taraftar her durumda takımının yanındadır. Siz onun sıradan zorluklar veya yenilgiler halinde vazgeçip susacağını ne bileyim yılacağını mı zannettiniz… O Adanasporlu, bilir ki yolu zorlu…
tribün muhabbetleri 2

Eskilerden bir maç. Adanaspor top yapmaya çalışıyor, hazırlık pasları filan. Sağdan güney kaleye iniyoruz. Zar zor gelmişiz oraya kadar, bin bir zahmetle. Bir orta, ama rakip defans bir kafa müdahalesiyle topu uzaklaştırıyor. Bir, iki, üç… Hep aynı sahne… Yanımızda bir yerlerde maçı izleyen bir taraftar artık dayanamaz, söylenir:Ulan uğraş, didin, gel oraya kadar; sonra çıksın bir….u topu bir kafayla uzaklaştırsın… Yahu hiç mi saygın yok emeğe…
çalışma
İşte pankart çalışmalarından bir sahne. Fatih, hazırcı değil işçi taraftar. Adanasporluluk böyle bir şey işte:))
tribün muhabbetleri 1
1.seyirci:( gayet öfkelidir ve hakeme veryansın ediyordur.) Hakem! senin… (hızını alamaz, devam eder) o düdüğü…( hala öfkelidir) Hakem, senin alışveriş yaptığın bakkalın…
2.seyirci:(biraz alınmıştır) Hop bilader, biz de esnafız!
1.seyirci:(hafiften utanmış…) Pardon abi…
adanaspor taraftarı
Ki bu taraftarın ve her bir Adanasporlunun kimseye bir minnet borcu yoktur, kendi haysiyetiyle perçinlediği Adanasporluluğundan başka… Adanaspor taraftarı kendi cebinden harcar tribününe, gerekirse o gün aç kalır kalan parasını Adanaspor tribünleri için ayırır. Adanaspor taraftarı hazıra konmaz, üretir, emek verir, ben bugün Adanasporum için ne yaparım, der. Elini taşın altına koyar. Dayanışma içinde olur. Ve Adanaspor taraftarı talimatlarla hareket etmez. Onlar on yıllardır ne yapacağını zaten bilir. Belki bugün biraz kederliyiz eski günleri anarken, ama biz kederlerimizden keyifler çıkarmayı da biliriz. Biz halkız acı çeker, ürettiğini tüketir, eldekini avuçtakini bir mirasyedi gibi bitirmeyiz. Evet itiraf ediyoruz, Adanaspor tribünleri yoksuldur ve kendi yağıyla kavrulur, güzel ülkemin halkı gibiyiz, yani halkın hakiki takımıyız…
gençler
Evet, Adanaspor yenildi. Ama siz üzülmeyin, sıkmayın canınızı genç tribüncüler. Siz Adanaspor’un güzel günlerini herkesten çok göreceksiniz. Bizim kuşak sizin kadarken veya daha küçükken harika zamanlarını yaşadı Adanaspor’un. Bizler bu takıma vefa borcumuzu bin ömürle olsun ödeyemeyiz. Tüm çabamız Adanaspor aşkına, bu eski borcu ödemeye dairdir. Ve bizim Adanasporluluğumuz turuncu gün doğumlarıysa sizinki çölde açan çiçeklerdir. En zor zamanlarında bile bu takıma sevdalandıysanız bizim bir başka görevimiz size bu kederli gün batımının işte o turuncu sabahlarını yaşatabilmektir. Her Adanasporlu bunun bilincindedir. Yarını binasına taşları tek tek bu azimle yerleştireceğiz. Yeter ki kimse siyasi tezgahların kurbanı (mı desek) oyuncağı (mı desek) olmasın…
tribünlerden hikâyeler 3
Kassap Zihni! Lakabı meslekten değil Adana’ya özgü mahalle kabadayılığından:) Satırla adam kovaladığı rivayet edilir. Şimdi şurdan bakınca biz de bunun sadece bir rivayet olduğuna kanaat getiriyoruz. Adeta terk-i meslek eylemiş beyaz saçlı bir pamuk dede. Ee, zamana kabadayılık olmuyor. Kassap Zihni, tribünlerdeki yüzlerce seyirci-antrenörden yalnızca biridir. Maçın henüz 5. dakikasında nesnel diyemeyeceğimiz bir biçimde analizini yapar, önce hocayı eleştirir, bir iki futbolcuya kızar, hakemlerle tanış olur. İlerleyen dakikalarda futbolculara tribününden (Genellikle Güney Kalearkası, fakat bir süredir sınıf atlayıp kapalıya takıldığını duyuyoruz:)) taktikler verir. Çok iyi hatırlarız, Kayhan ve Feyzullah da onun bu taktiklerinden nasibini almıştır. Onu memnun edecek tek şey Adanaspor galibiyetidir. Bu noktada tüm eleştirilerini unutur. Yüzüne mahçup bir gülümseme yayılır. Ama ne olursa olsun aşkı Adanaspor‘adır. Yengeni terk ederim, Adanaspor’u terk etmem, der. Bir tribün fenomeni: Kassap Zihni!
aynı yerdeyiz
Adanaspor - Çanakkale maçının en güzel yanı tribün fotoğraflarıydı.. Gerçi bir puana razı olduk, fakat ne gam, renkli Adanaspor tribünleri bizim keyfimiz oldu. Her maçın kendine has bir lezzeti var, bu arada bu gün olduğu gibi biraz üzülmek de var. Ne çıkar haftayı biraz buruk kapatmaktan. Hem hep sevinmek tarzımız değil. Tribüncü dediğin acı çekecek:)) Neyse, hiç olmazsa üzülüp doğruca evimize geldik. Saatlece süren karli tipili bir yolculuk yapmak zorunda kalmadık bu sefer. Not: Bu maçın tribün fotoğrafları fotoğraflar ve hikayeler bölümündedir.
maç var
birazdan maç var gideceğiz, tribünlerde şarkılar söyleyeceğiz, gideceğiz birazdan maç var, neşeli şarkılar söyleyeceğiz, birazdan gideceğiz, çıkmaz sokaklardan Adanaspor aşkıyla kendimize bir yol edeceğiz, birazdan…
tribün halleri
Siz hiç boş tribünlere gittiniz mi? Deneyin bir kez. Stada ilk giren siz olun. Maratonun ortasında durun ve dinleyin. Boş stattan daha hüzünlü bir yer yoktur. Öğrencisiz okullar, seyircisiz tiyatrolar biribirine benzer hisler uyandırır. Seyircisi gitmiş tiyatrolarda artık replikler uçuşur havalarda, fuayede, kuliste…İnsansız olamayan bu mekanlar sessizlikte bile bir şeyler mırıldanır. Hatta kulak kesilirseniz bağırır: İşte Miliç‘in zarif gollerine sevinen çığlıklar hala duyuluyor. Güney kale arkasında İnter maçının coşkusu, Özer‘le öne geçmemizin sevinci yankılanıyor. Bir ölüm-kalım maçında Boluspor’u 2-1 yendiğimiz günün şarkıları o ruhsuz betonlarda dönüp duruyor. Eskişehir, Konya, Denizli maçlarının tezahuratları maratonda dalgalanıyor hala. Küme düşerken Zonguldakspor’dan yediğimiz golün hıçkırıkları var o tribünde, dinleyin. Hayır, dilsiz değil o boş tribünler. Duyabilirseniz orada tarihimizin kaydı tutulmuştur.

















































