Archive for the Taraftarlık category
Eylül 5th, 2008

O taraftar, yukarıda gördüğünüz karabulutları dağıtmayı bildi.
Tribünün her noktasında desteğini vererek,
binlerce tek’lerden dev bir organizmaya- Adanasporluluğa- dönüşerek…
hiç vazgeçmeyerek…
Adanaspor’u teklifsiz severek…
Bu yıl tepemizde daha da kara bulutlar olabilir, bunun bilinciyle maçlara gelmenin ve takıma çok daha fazla sahip çıkmanın vakti zamanıdır şimdi.
Eylül 4th, 2008
rengi mat turuncu bir hayat

Her geçen gün saflara yeni yeni Adanasporlu bloglar katılıyor. Sevindirici gelişmeler bunlar. Ve bu bloglarda Adanasporlu gençler çok güzel işler yapıyorlar. Yeni bir yaklaşımla Adanaspor’a dair “güzelllemeler” kaleme alıyorlar. İşte bir örnek, “http://1954adanaspor.blogspot.com/”dan:
“…Gelip yağarım sana. Saçlarından yüzüne damlayıp ellerinden parmaklarına süzülürüm. Parmaklarının arasından öylesine akarım ki fark etmezsin bu sessiz çığlıktaki gidişi. Toprağına karışırım. Öylesine son bulurum ki teninde söküp atamazsın beni yüreğinde. Hayat gibisin, rengi mat turuncu bir hayat.”
Elinize sağlık arkadaşlar…

Ağustos 23rd, 2008

…takım gol atınca keyfimize diyecek yok: ))
Ağustos 23rd, 2008

Tribün de saha da pek renkliydi. Bol gol, pozisyonlar, sürekli tezahurat…
Ağustos 23rd, 2008

Yine Tarsus’la oynuyoruz, evet. Bir yıl içinde bu 5. maç. Neyseki bu sene aynı düzeyde karşılaşmayacağız Tarsus’la. Kim bilir, bu sezon umduğumuz gibi geçerse belki de hiç karşılaşmayacağız lig maçlarında.
Daha önceki lig açılışı maçı yine Tarsus’laydı. Adana’da oynamıştık. Onlar 2B’deydi, biz 1.ligde oynuyorduk.Küme düştüğümüz yıldı, 2004-2005 sezonu olabilir. Benzer bir durum söz konusu. Ama çok farkla. Bu kez Adanaspor çaresiz bir durumda değil ve hedef yine şampiyonluk.
Neyse, bir kez daha gidelim Tarsus’a ve Adanaspor’umuzu hiç gerilmeden izleyelim. Malum, rakip Tarsus: ))
Ağustos 19th, 2008
Gollerimiz bu karikatürdeki kadar kolay, güzel, estetik ve eğlenceli olsun. Her nasıl olursa olsun, denir belki, yeter ki gol olsun; ama deriz ki şanımıza yakışır biçimde olsun…

Ağustos 16th, 2008

…
“sabahın içinde bir pencere açıldı
gökyüzü bir kat daha güzelleşti
Şimdi dünyanın en güzel bir göğü altındaydılar”
…
İlhan Berk
Ağustos 15th, 2008
Ekspres gazetesi yazarlarından Ali Pekmezci‘nin köşesinde yayımladığı yazıyı burada sizlerle paylaşıyoruz. Kombine biletlere dair incelikli ve güzel bir yazı…
Ama biz de ısrarla MARATON için kombine istiyoruz. Birçoğumuzun bütçesi hakikaten ancak maraton kombinelerine müsaittir. Dileriz yönetim bu talebimizi bir gözden geçirir.

Ağustos 2nd, 2008

Siz bu küçüğün öyle durduğuna bakmayın; sessiz, masum, akıllı uslu… Gülerim… O minik bir kaplan…Arda. Hakikaten parçalar…
Temmuz 4th, 2008


Temmuz 1st, 2008

Pazarın sıcağını-soğuğunu, stada gelişleri, bilet alma telaşını, sırada beklemeyi, turnike zulmünü, çimlerin kokusunu, takımı ısınırken seyretmeyi, sahaya çıkışı alkışlamayı, oley çektirmeyi…

bir maç atmosferine dahil olmuş o enfes heyecanı, düdük sesini, ataklardaki tribün uğultusunu…

gol sevincini/ üzerine keyif sigarası yakmayı( ne tribünde de mi yasaklanmıştı, doğru ya unuttuk- neyse gizli gizli içeriz daha lezzetli olur: )), kaçan gollere üzülmeyi, kalemizdeki gole kederlenmeyi, talihe sitem etmeyi, tellere yapışmayı…

ve ve “ADANA TURUNCUDUR OOLEEY” diye bağırmayı…özledik yahu özledik…

Haziran 30th, 2008

Bu arada boş durmayalım ve zaman zaman tribün fotoğraflarını paylaşalım burada. İşte en güzel Adanasporlu: İrem Hanım… Bu şampiyonluk en çok, bu “minik nesil”e armağan olsun.

Haziran 19th, 2008

Adanasporlu biraderler: Mehmet Nehir ve kardeşi. Hep tribündeler ve her durumda takımlarına destekler. Onlar da Adanaspor’u çok seviyor. Dileriz Adanaspor onların ve daha birçok taraftarının önemli bir biçimde üzülmesine neden olmadan futbol seyahatine devam eder.
Haziran 4th, 2008
Spordaki şiddete dair alıntılarımıza devam edelim. Tabi ki bu aktarmalardaki amaç, yukarıda bahsedilen olgu ve olaylardan Adanaspor olarak, mümkün olduğunca uzak kalmaktır.

“Sporda şiddet olaylarına saldırganlık dürtüsünü bastıramayan, denetlemeyen, günlük hayatında amaç ve beklentilerine ulaşamayan, yeterince sosyalleşmemiş; benlik, kimlik, kişilik bunalımı içinde gençlerin yol açtığı bilinmektedir.
Bu tip kişilik yapısında olan gençler, taraftarı oldukları takımla, takımın renkleriyle bütünleşir, özdeşleşirler. Tüm amaçlarını, beklentilerini takımın gücüne, üstünlüğüne, galip gelmesine bağlarlar. Taraftarı oldukları takımın fedailiğini yaparak toplumda yer ve rol kazandıklarına inanırlar. Tuttukları takımların uğruna, saldırganlığı ve şiddeti saygınlık simgesi olarak görürler. İçinde bulundukları alt kültürün, grubun, sosyal kesimin yarattığı boyun eğme, uyma, korkutma, sindirme, sosyal hızlanma ve riske girme gibi süreçlerin etkisi altında, saldırganlığı ve şiddeti, bağlı oldukları renklerin ortak değeri olarak benimserler. Diğer takımlara ve rakiplere aşırı bir düşmanlık besler ve kendilerini toplumdan soyutlarlar.
Sporda saldırganlık ve şiddet olaylarında kitle psikolojisinin rolü büyüktür. Tek başına hiçbir kötülüğü yapamayan kişi, kitle içindeyken her şeyi yapacak bir güçte olduğunu hisseder ve önüne gelen her engeli kolayca tahrip eder, yakar, yıkar(Doğan Moralı).
Örneğin; maçlardan önce, kulüp başkan ya da sözcüleri, karşı kulübe ve taraftarlarına yönelik sözlü saldırı ve kışkırtıcı davranışları, maç sırasında taraftarların gösteri ve tezahüratları, oyuncuların sert davranışları, amigoların kışkırtmaları, bilerek bilmeyerek hakemlerin hatalı sanılan kararları, tartışmalı durumlar, spor yazar ve yorumcularının taraflı, kırıcı, yanlış ve sert yorumları, özellikle özel televizyon kanallarının reyting uğruna federasyonu, hakemleri, kulüpleri suçlayan yayınları, sporda saldırgan davranışlara ve şiddet eylemlerine açık davetiye çıkartmaktadır (Köknel).
Mayıs 17th, 2008
Burada olup bu sevinci yaşaman vardı… ama Unutulmayacaksın…

Mayıs 17th, 2008
En güzel aile fotoğrafı ve de en anlamlı yerde…5 Ocak Stadı…

Mayıs 16th, 2008
Bu maça her taraftar mutlaka bir bayrakla gelmeli. Ki tribündeki turuncu karnaval tescillenmeli…
O zaman slogan şu:
Turuncu bayraklarla gidiyoruz
Turuncu bir bayrama gidiyoruz…

Mayıs 9th, 2008
Biz pendik maçı öncesi böyle bir stat önü fotoğrafı görüntülemek niyetindeyiz. Ama işte bir deplasman daha var hala ve hala zemherinin kol gezdiği bir diyarda, ah Erzurum’da… Önce oradan sağlıcakla dönmeli, sonra stat önünde bu kareleri kollamalı…

Mayıs 7th, 2008

Derbiden bir gün önce güneşin alnında ekip, maratonda açılan pankartı böyle hazırladı. Elleriyle biçti, kesti dikti, yapıştırdı…Keyifle yapıldı bunlar…Bu hazzı tüm tribüncüler bilir. Yalnızca buraya özgü bir şey değil elbette… Bu anlamda tüm tribüncüler aslında maçların görünmez kahramanlarıdır. Hepsine buradan selamlar…

Mayıs 7th, 2008

Hayır, bu “DİRİLİŞ”, Tolstoy’un bir vicdan muhasebesi yaptığı ünlü romanı değil.
Daha fazlası…güzel bir kitlenin dirilişidir bu. Adanaspor’un DİRİLİŞ’idir…
Ama, Turgut Özakman’ın “Çanakkale 1915/Diriliş” adlı romanının temasına benzer bir dirilişten bahsedilebilir. Sömürgeci ve işgalci Avrupa’ya karşı bir direniş…ve diriliş… kendi toprağında verdiğin bir mücadelenin… dirilişidir…
Adanaspor’un dirilişidir. Her ne olursa olsun netice, bir diriliştir bu bahsettiğimiz…
Dirilişimizdir.
Lakin beklemeli… bu iki haftayı sabırla beklemeli…tribünde taraftar üzerine düşeni yaparak beklemeli…takım sahada üzerine düşeni yaparak beklemeli…
bekliyoruz..
Mayıs 5th, 2008

Adanaspor’un minik taraftarları bu hafta sevinçliydi. Mahalle tayfasından Caner ve Arda objektifimize böyle pozlar verdi. Gönül, onların bu sezon sonunda da sevinmesini ister. Hadi artık bir aksilik çıkmasın. Şu son iki hafta da güzel geçsin…Beklemedeyiz…

Mayıs 5th, 2008

Hem de inadına şehrituruncu. Hatta beyazdır da. Turuncu beyazdır. Beyaz üstüne turuncudur, turuncu içerisindedir beyaz. Beyazlı-turunculudur. Turuncu turuncudur. Bembeyazdır. Ama siyahı da vardır, maziden kalan bir kederi kalbinde hep saklamak içindir. Bu da bize dairdir.
Mayıs 4th, 2008

Küçük müdavimlerden Toprak da maçtaydı. Tanık olduğu ilk derbiydi. Bu maçta sevinmesi de ayrı bir mutluluk oldu. Sezon sonunu bekliyoruz…
Mayıs 4th, 2008

Ailece hazırladılar İnadına Şehrituruncu pankartını.

Güzel olmuştu. Hakikaten ellerine sağlık…Bizim tribünümüz böyledir. Hazırcı değildir emekçidir. Dişinden tırnağından artırır Adanasporuna harcar. Hela olsun size…

Mayıs 1st, 2008

Kaşkolleri açalım, keyfimize bakalım.
Futbol keyiftir çünkü. Yani en azından bizim için öyle. Yani Adanasporlunun rant kapısı değildir futbol.
Keyiftir; bir sabah kahvesi gibi, öğle rakısı gibi, bir akşam gezmesi gibi, dostlarla bir olur gibi…
Biz kaşkolleri açalım evet ve keyfimize bakalım…

Mayıs 1st, 2008

Duvarlarımızı Adanaspor’a dair ayrıntılar da süsler… Birlikte yaşamanın inceliklerindendir. Bir sevgiyle yaşamanın lezzeti…
Mayıs 1st, 2008

Biz iddiamızdan hiçbir şey kaybetmeden kendimizi hazırlıyoruz maça. Pazar günü gidip Adanaspor’umuzu destekleyeceğiz ve her zaman takımımızın yanında olduğumuzun mesajını vereceğiz.
Üç ihtimalli bir maç. Klasik bir lafın ötesinde bu.
Hani elbette her futbol maçı 3 ihtimallidir, istese maç yarım kalsın isterse oynanmasın, 3 ihtimalin biri tecelli edecektir. Evimizde kaybettiğimiz o Şeker maçı, Mersin galibiyetinden sonra bize ve nesnel koşullara göre tek ihtimalliydi, kazadır şudur budur… 3 ihtimalin en hazin olanı bize düşmüştü…
Ama bu pazar hakikaten durum böyle, yani 3 ihtimalli…Lakin bizim inancımız ve temennimiz mutlak galibiyetten yanadır…
Nisan 25th, 2008


Bu hafta şu 3 puanı istiyoruz ki önümüzdeki hafta alacağımız 3 puan daha anlamlı olsun. Şimdi en çok bunu istiyoruz. Ekmek, su, şalgam, hatta kebap bile istemiyoruz…şu 3(+3) puan(lar) ı istiyoruz… İstiyoruz oleey, istiyoruz oley, istiyoruz oley, istiyoruz oleeey, oooooo istiyoruz oley…

Nisan 24th, 2008

İstanbullu Turbeyleri Çanakkale deplasmanında da görmek istiyoruz. GOP maçında kaçan galibiyeti orada telafi etmeli. Haydi O zaman bu pazar maça. Hem Adanaspor’u izlemenin keyfini, hem de şampiyonluk virajında önemli bir galibiyetin tanığı olmanın tadını çıkarmalı.

Nisan 24th, 2008

Sana uzanmış ellerimiz Adanaspor; sevgiyle, vefayla, minnetle ve de güzel bin duyguyla. Sana uzanan bu eller şampiyonluk kupasına da uzanmak ister senin ellerin olup. Sana uzanan bu eller bizim ellerimizdir, taraftarının elleridir. Bir de sana uzanan başka eller vardır, hani mecazi anlamda… Sen onlara bakma Adanasporum, sen çık sahada cevabını ver. Korkunun titrettiği o aciz eller ancak o kadarını yapabilir…Sen yoluna devam et, biz şarkılarımızı söyleyelim.
