yarına dair plan
Hayır, buradaki “yarın” mecazi bir anlam taşımıyor. Direkt yarından, yani 2008‘in 20 Nisan‘ından bahsediyoruz. (Öteki anlamdaki yarının planını hak verirsiniz ki yönetimin kendisi yapacaktır.) Önceki pazarlardakinden başka bir şey yapmayacağımız kesindir. Mabede saatler önce gideceğiz. Bu, ritüelimizin en önemli unsurlarındandır. Maçtan on dakika filan önce stada girmek bizim için maça devre arasında girmiş olmak gibi bir şey: Çünkü devrenin 1.yarısı stat etrafında ve tribünde yaşanır. Ancak 2.devresi kalan 90 dakikalık maçtır. Bu da ayrı bir hazzı ihtiva etmektedir. Bir trans halidir. Cismin ötesine geçip mutlak sevgiliyle bütünleşmek, belki Nirvana’ya ulaşmak…Elbette bu esnada kişilerin tepkileri farklı farklı oluyor. Tribünde arıza çıkaranlar transın artık farklı bir boyutunda olanlardır : )) Eh, bu da bize dairdir. Ayrıca gol için istiareye yatmak da işin bir başka törenselidir. Ne bileyim, bir sigara yakarız veya yer değiştiririz, sessizliği tercih ederiz bir zaman…böyle şeyler. Gol anı iki aşamadır: Önce hakeme bakarız golü verdi mi diye, tamamsa seviniriz. Belki birkaç saniye geç seviniriz ama garantili seviniriz. Yoksa Karabük maçında olduğu gibi Cem‘in sayılmayan golünden sonra hissedilenler pek acı oluyor… Keyfimizin yerinde olduğu anlarda “Adana Turuncudur Oley” diye bağırmak ziyafetin tatlı kısmı gibi bir şeydir. Ama bir Çanakkale maçı dramı yaşamamak için de dilek ve temennilerimiz hiç eksik olmaz. Neticede biz o 90 dakikayı mümkün olduğunca uzatmayı tercih ederiz, daha önce de bahsetmiş olabiliriz: Tüm haftayı o bir tek 90 dakikanın hazzı ile geçirebilir yaşayabiliriz. Ee, bu da tribüncülere dairdir. Beklemedeyiz…
Yorum Yaz
Yorum yazmak için üye olmak zorundasınız.

