Archive for
Mart, 2008
Mart 31st, 2008

Sıkı bir hafta başlıyor. Liderle arayı iyice kapatma fırsatıdır bu. Kimsenin yenmesini beklemeden sen rakibi yenip kendi göbeğini kendin keseceksin. Şimdi en az takım kadar taraftara da iş düşmektedir. Maç boyunca destek, temel sloganımızdır : Sezon sonunda gülen sen mi olmak istiyorsun? O zaman: MAÇ BOYUNCA DESTEK… MAÇ BOYUNCA DESTEK… Bir taraftarın takımından beklediği çok şey olabilir silsile halinde; ama futbolcunun taraftarından beklediği tek şey vardır: Destek, MAÇ BOYUNCA DESTEK…
Mart 30th, 2008

Hani bir ara, ulan yine mi, diye geçirdik içimizden. Ama Cem gereken cevabı verdi, ilgili tüm yerlere. Üçbin yıldır yenemediğimiz Tarsus’u da böylece yenmiş olduk. Hayır, iş takıntıya dönüşmüştü. Arıza bir durum yani psikolojimizi bozacaklardı yahu. Futbol değil kabus olacaktı bu mesele. Neyse, sonu iyi bitti.
Mart 29th, 2008
İstanbul’dan bir kare…

Kolay geleydi be :))
Mart 28th, 2008

Baba, diyoruz, o stadın basamaklarını tırmanırken, zor olmuyor mu böyle? Hem doktor… diyecektik, boşver dedi, doktoru. Benim ilacım Adanaspor, Bak bu maçı alalım eve nasıl giderim sıçraya zıplaya. Ama ayak… da diyemedik, yahu ben mi çıkıp oynucam, ha, dilerim bana gerek kalmaz… Ama icap ederse… Güldü. Adanaspor Erzurum’u 3-1 yendi de babaya gerek kalmadı neyse ki…

Mart 26th, 2008

(Vedat Kaptan’ın arşivindendirbu fotoğraf)

sensiz koca bir yıl geçirdim/ sensizliği öğrendim/ karanlık geçen yılın ardında/ Adanasporum sahada/ biz tribünde kol kola
şampiyon olmasak bile yine/ küme düşsek de nafile/ sensizliğin acısı yok içimde/ şimdi Toros Kaplan her yerde/ haftaya maçımız var yine…

Bu şiiri biliyorsunuzdur. Şenol’un kaleminden. Şarkılar, şiirler yüzlerce binlerce kez dinlenir ve okunur. Söz konusu Adanaspor’sa bu durum sonsuzlukla eşdeğer olur. Duymaktan, söylemekten bıkmadığımız bir şiir. Bir kederli dönemin kısa tarihi… Bunu hiçbir Adanasporlu unutmamalı…

Mart 25th, 2008

…tribün renkliliktir, tribün bir başka hayattır…

tribün bir şehirdir, tribün kalabalıkların bir ideal bulduğu yerdir…

tribün eğlencedir, şenliktir, hayatın tüm hallerinin aynasıdır…

tribün güzeldir…takımın her halini seven tribün çok güzeldir…

Mart 24th, 2008

Şimdi bakıyorum da çok eski bir zamandı. Sanki milattan önceydi.Tarih? Yok! 70′lerin sonu olabilir mi? Ama hatırladığım bir Adanaspor-Zonguldakspor maçıydı. Küme düşmeme mücadelesi veriyoruz. Takım kritik bir dönemeçte. Bu maçı da kazanamazsak halimiz harap. Kapalı, kasvetli bir hava; Adana’ya hiç yakışmıyor. Karabulutlar hem gerçek hem de mecazi anlamda üzerimize çökmüş. Maçın son anlarıdır ve Adanasporumuz 1-0 yenik oynuyordur. N e o maç için ne de o sezon için yapacak bir şey vardır artık. Bir ara arkama döndüm, o zamanlar 27-28 yaşlarında bir abi başını elleri arasına almış, sessiz sessiz ağlıyordu. Evet, yeni bir şey daha anlamıştım. Adanaspor için maça gidilir, ondan başarı beklenir, sevinilir, üzlünürdü. Ama işte biricik Adanaspor için gözyaşı da dökülebilirdi.
Mart 23rd, 2008

Bizans’tan bildiriliyor: Evet, burada önemli bir 3 puan bırakmış olabiliriz. Liderle arayı iyice kapatma fırsatını da şimdilik kaçırmış da olabiliriz. Ama futbolcularımızın, maç bitiminde, taraftarının sevgi ve vefa dolu tezahuratları arasında soyunma odasına gözyaşlarıyla gitmiş olması bizim en büyük kazancımızdır. Giden sadece kuru bir 3 puandır, ve fakat kazanılan, hayır, pekiştirilen bir şampiyonluk inancı vardır. Gelecek senindir Adanaspor, Adanasporlu…

Tamam, yenilgiye bahane yok, ama şu patates tarlasında top oynatanın…

neyse…
Mart 23rd, 2008

Adanaspor, kesin galibiyet düşüncesiyle çıktığı maçta yine hatalı bir gol yedi ve bunu telafi edecek golü bulamadı. 34.dakikada Kadir’in ayağından atılan golle geriye düşen takımımız yakaladığı gol pozisyonlarından yararlanamayınca bir hayal kırıklığıyla maçtan ayrıldı. Önümüzdeki iki maçın evde olması bu yenilginin telafisini mümkün kılmaktadır. Eh, ne diyelim; önümüzdeki maçlara bakacağız…
Mart 23rd, 2008

Bizans’tan bildiriliyor: Adanasporlular bugün 11.00 itibariyle Taksim meydanında toplandı ve Adana’dan gelen bir otobüs taraftarla Adanaspor-GOP maçının oynanacağı stada yöneldi. Taksim Meydanında bir şenlik havası oluşturan taraftar Bizans sakinlerinin alkışlarıyla taltif edildiler. Adanaspor galibiyeti için üstüne düşen görevi yerine getirme aşamasında ilk adımları başarıyla atan Adanasporlu, bu şenlik havasının maç boyunca süreceğinin işaretlerini verdi. Takımı desteklemek üzere tribünlerde yerini almak üzere olan grup, maç sonunda 3 puan kutlaması için takımı tribünlere çağırma heyecanını şimdiden yaşamaya başladı.
Sonucu on binlerce Adanasporlu hemen hemen her kıtada heyecanla bekliyor. Güzel haberler paylaşmak dileğiyle…
Mart 22nd, 2008

Mart 22nd, 2008
İşte ekibin bir grubundan Bizans’tan fotolar. Dönüşünüz daha şen ola. Bu arada Bizans ve civarındaki kaplanist örgütlenme Adana’daki heyecanın nerelere yayıldığının bir göstergesidir. YAŞASIN KAPLANİZM :)) - not: oradaki arkadaşlar maça kadar acaba bir KAPLANİST pankartı hazırlayamazlar mı. Hoş olur.




Mart 21st, 2008
Bu fotoğraflarda gördüğün taraftarların, Sevgili Adanasporumuz, senden eski günleri bekler. Ama önce bu hafta bir 3 puan bekler. Kimse, ama deplasman, demesin, 1 puan da iyi, filan. Kaplan her yerde parçalar.











Mart 20th, 2008

Birkaç arkadaş bu akşamdan gidiyor Binans’a. Yolları açık ola. Şimdi yollara düşmek vardı Adanaspor için, bir buçuk saatlik heyecanı orda 60 - 70 saat filan yaşamak…Hazzın dorukları mı desek… Gıpta ettik yahu. Ama tembihledik, üç puanla dönün , diye. Biz burada bekleriz muhasara neticesini. Güzel haberler alıp aynen iletmek dileğiyle…

Mart 19th, 2008

Maçlarda hakem muhabbetleri bildiğimiz gibidir. Ne yapsa, ne etse tribüne yaranamaz o. Zaten yaranmak zorunda da değildir. Adaletli olsun yeter. Yani her maçta bir penaltımız mutlaka verilsin: )) Şaka bir yana, böyle bir an… Biri kalkıyor, sıralıyor iltifatları(!) hakeme. Birkaç küfür daha bağrı pek açılmamışından. Lakin tribünde bayanlar da vardır. Arkadaşı, gayri bendine sığmayan bu seyirciyi uyarma ihtiyacı hisseder:
- Lan oğlum etrafta bayanlar var.
Öteki belki henüz fark etmiştir bir maçta, üstelik maratonda bayanların da olabileceğini. Bilemeyiz onun o an neler hissettiğini, fakat nihayetinde bir zihniyetin tahlilini yaptırır cevabı:
- Yav, onlar da gelmesin maça…
Mart 18th, 2008

Sevgili Adanasporlu, mektuba başlarken sevgi ve saygıyla selam eder sağlık sıhhat dileriz. Ve de keyfimizin, dostluğumuz gibi baki olmasını ayrıca temenni ederiz. İki hafta üst üste galip gelen takımımız bunu üçleme aşamasında. Yani futbolcularımız, idaremiz çalışıyor; çalışıyor kelimesi kifayetsiz kalır, canla başla savaşıyor. Bu noktada bizim de özellikle maratonda elimizi taşın altına koyma zamanıdır, her zamanki gibi. Ne ki maraton bu işlevini yerine getiremediği gibi takımına küfredenlerin de mekanı haline gelmiştir. Biliriz tribünlerde her meşrepten insan olur, lakin konu Adanaspor ise bu farklı meşrepler takıma zarar verecek bir şekle bürünmeden hakiki Adanasporlu vaziyete el koymalı, topçusuna sövdürmemelidir. Biliyoruz bu mevzuyu daha önce de gündeme getirmiştik, ama bir neticeye ulaşana kadar da bunu konuşmaktan geri kalmayacağız. Ey Adanasporlu, sevdiğine sevgiline sahip çık, ona laf söyletme!!! Üçüncü mektubun şampiyonluğa dair olması heyecanı ile… Adanaspor sevgisiyle ve sağlıcakla kalın…
Mart 17th, 2008

Şeker deplasmanı. Grup yerini almış tezahurat birazdan resmen başlayacak. Elemanlara uyarılar, beyler küfür yok, tezahuratımızı yapıp gideceğiz. Sadece takımımızı destekleyeceğiz. Tamam mı? Tamam! Her şey maç boyunca, konuşulduğu üzere seyreder. Ve maç biter, yenilmişiz, deli bir soğuk cabası, üşüyoruz, canımız sıkkın, moral eksiye düşmüş donmuş. Bu arada bizim eski topçulardan Evren, ufaktan tahrik ediyor. Uyarılar yapan arkadaş, iri sesiyle bağırır:
- Evren….senin… (Biz kulaklarımızı tıkıyoruz :))
Yanındaki onu hemen uyarır:
- Abi, hani küfür yoktu!
Alçak sesle cevaplar bizimki:
- Oğlum, yekten olur…
Mart 16th, 2008

Ta orta okuldan beri dünyanın yedi harikasını ezberden sayamayız. uğraş didin 3-5 tanesi gelir aklımıza. Hayır, şimdi de saymaya kalkmayacağız: )) Amma bize dünyanın 8. harikasını sorarsanız biz ADANASPOR deriz. Tamam 1. harikası diyesimiz de yok değil. Fakat canım şimdi kamunun da ezberini zorlamaya gerek yok. Yeni devir harikalarının da sanal alemde tartışılıp oylandığını duyuyoruz. Boş işler. Evet, dünyanın 8. harikasıdır Adanaspor:))

Mart 16th, 2008

Adanaspor’umuz tribünlerine mükemmel bir hediye verdi: Deplasmanda, hem de onca eksiğe rağmen, 3 puan. Golcü Alper bu sıfatını kanıtlayarak 3 puanın resmi mimarı oldu. Ama Alicem’in tel’den ilettiklerine göre, her bir oyuncumuz müthiş bir savaş vererek şampiyonluğa olan inançlarını göstermişlerdir. Tüm Adanaspor ekibine teşekkürler.

Mart 16th, 2008

Eski Türk filmlerinden kalan bir tür tekerlemeyi (Kartal-Pendik gittik geldik) değiştirip “İstanbul-Pendik yendik geldik” şeklinde dilimize pelesenk etmeyi 16 Mart tarihi ve saat 15:30 itibariyle öyle şiddetli bir hisle arzuluyoruz ki, Arzu sineması tarihi böyle bir arzuyu kaydetmemiştir. Şaka bir yana, bu maçtan gelebilecek 3 puanın takıma ve taraftara vereceği haz, şu sıradan kelimelerimizin harcı değil. Ali Cem İstanbul’da bu maçın notlarını tutacak, dileriz buruk bir dille kaleme almak durumunda kalmaz. Temennimiz 3 puan, olmazsa 1 puan, puansız dönmeyi düşünmek bile istemiyoruz. Öğleden sonra güzel şeyler yazmak dileğiyle…
Mart 14th, 2008

Bırakın golü, pozisyona giremediğimiz zamanlar. Bir tribüncü, kitlesini coşturuyor. Bu arada da yanındakiyle muhabbet ediyor kısa cümlelerle. Maçı da seyrettiği pek söylenemez. Malum, kitleyi tampoda tutmak lazım.
- Gardaş var ya…( bu sırada tezahurat devam ediyordur: saldırın)… (ıslıklı tempo: fiiyt fiiyt) durmadan.. fiiyt fiiyt… Tabi yanındakiyle de konuşmasına devam ediyordur bu esnada, eksik anlaşılmasın…
- Biliyon mu…( …bu taraftar arkanızda her zaman…fiiyt fiiyt…)
- Şöyle bir gol olmasını…( tezahurata devam: Kaplan’a rahat yok…fiiyt fiiyt…)
- Öyle özledim ki… ( 5 Ocak’ta filancaya atmadan…fiiyt fiiyt…)
- Tellere yapışmayı… öyle özledim ki…
Bu arada biz bir gol yeriz, ve fakat tezahurat devam eder, tellere yapışma hasreti bir başka bahara kalır.
…saldırın, durmadan, bu taraftar arkanızda her zaman, kaplan’a rahat yok…
Mart 13th, 2008

Sevgili Adanaspor’umuz, bu mektubu sana Adana’nın her mahallesinden yazıyoruz. Bu satırlarda küçükten büyüğe her taraftarının hisleri var. Sağlıklı sıhhatli olduğunu görüyor ve biz bununla çok mutlu oluyoruz. Ey Adanaspor’umuz, sen bu liglerde oynarken(2.lig b filan) kendimizi gurbette zannediyoruz.

Tarzımız olan yerler değil 2B’ler… Buraya alışıp ömrünü bu tür liglerde geçirecek olanlar vardır belki, ama bilirsin ki vaktiyle bizi sen şımarttın lig2. liği, UEFA’larla, gol krallarıyla. Yine sen ağlattın o hazin dönemle. Ve fakat hatırımızda kalan güzelliklerdir, biz bunların devamı beklentisindeyiz. Varsın acılar mazide bir yerde kalsın. Bilirsin ki taraftarın senden başka bir şey düşünmez, bilmez, tanımaz, sevmez… Hadi dön gayri yerine yurduna.

Bak, yine Adanasporlu doğan bebeler şimdi sırtına turuncubeyaz forma giyme, bayrağını sallama çağına geldi bu güzel şehirde.

Onları da şımartma vakti gelmedi mi? Hadi Adanaspor, Süper Lig seni hasretle bekler. Sana sevgiler, sana hürmetler. Ellerinden gözlerinden öper küçükler, büyükler…
Mart 12th, 2008

2006-2007 sezonu, ama hangi maç hatırlamıyorum. Bizim tribün emekçilerinden bir olan Mehmet ( ki o, pankart boyar, yazı yazar, harf keser diker, taslak çıkarır…) grubun içinde ve ekip sürekli tezahuratta. Susmak yok… Ahali enerjisini, dikkatini, benliğini takımını desteklemeye vermiş. Maç, onlar için bu tempoda başlıyor ve bitiyor. Maçtan sonra biraz yorgun soruyor Mehmet: ”Abi,” diyor, ” takım bugün nasıl oynadı, iyi miydi?” Yahu maçı izlemedin mi, diyemiyorum tabi, ayıp kaçacak. Tribünde takımı için savaşan zaferin keyfini sezon sonunda çıkarırlar. Onlar işe günübirlik sarılmazlar. Ki öyle de oldu. Ölüp dirilen Adanasporumuz sezon sonunda liglere katıldığı gibi şampiyon oldu ve biz keyif sigarasını o zaman yaktık. Evet Mehmet, takım yüreğiyle oynadı, hem de çok iyi oynadı…
Mart 11th, 2008

Başımızın tacıdır her taraftar, her seyirci. Maça gelip takımının galibiyetiyle yetinen, başka da bir şey istemeyen… Varsın ağzını bile açmadan seyretsin, yalnızca gole sevinsin. Razıyız buna da. Biz de aşağı yukarı böyleyiz maratonda. Ha, arada tribünü canlandırmak için çabalarımız olmuyor değil. Tezahuratlara eşlik ediyor, kiminde de başlatmaya çalışıyoruz bu tezahuratları. Sonuçta katkımız da sınırlı kalıyor bu anlamda. Amma…oyuncusunu, hem de takım galipken, protesto etmek tek kelimeyle ayıptır. Her yerde görülebilecek bu tür taraftarın sayısı pek çok olmasa da can sıkmaya yetmektedir. Şimdi bu tarz seyircinin profilini çıkarmaya kalkışmayacağız. Lakin sözümüz sanadır gerçek tribüncü! Bunlar gayri iradi bir refleksle bağırıp taraftarın ve takımım moralini bozarken sen susma! Bu şekil seyirciye tavır al. Vur kır demiyoruz, ama uyar. Bana ne deme. Sezon sonunda şampiyon olmak istiyorsan, ki bunu gerçekleştirecek olan yine bu futbolculardır, susma: Takımın başarısı için, bana ne deme. Sinme bu cazgırların karşısında, bana ne deme. Haydi gerçek tribüncü, top sende.
Mart 10th, 2008

Kiminin eğlencesidir maçlar, kiminin tutkusu…kiminin öfke patlamasıdır ki gelip deşarj olacaktır ya savurduğu küfürlerle, kiminin buluşmasıdır; arkadaşlarla veya sevgili bildiği takımıyla.. kiminin hüznü olur maç bitiminde, eh kimini de neşesi. kiminin hayattaki belki de tek eğlencesi, kiminin ideali…kimin rant kapısı da olur bütünüyle maçlar, anladınız…ama işte kiminin de böyle ekmek kapısıdır maçlar! Senin kazancın bol olsun baloncu kardeş, eline ayağına sağlık…
Mart 10th, 2008

Gaski deplasmanındayız…
Özel aracımızla maçtan sonra Antep caddelerinde benzin istasyonu aramaktayız… Ama bulamıyoruz, yahu boşver, diyoruz içimizden, keyfimiz yerinde nasıl olsa bu galibiyetle yükselme grubunu garantilemişiz. Benzin de bitse ne gam.. Derken, bir taksiciyi gözümüze kestirip yanaşırız ve 60 yaşlarındaki amcamızla pencere muhabbeti başlar:
-Benzin İstasyonu var mı buralarda?
-Var…
-Nerde?
-Şurdan sağa dön, az ilerden sola, orda işte, bulursun…
-Ya bulamazsak?!
(Arabadaki 5′li gülmekten yarılır, amca şaşkın, soruyu soran abimiz asabi bir halde bizi izler )
- N’oldu lan?
Mart 9th, 2008

Evet, Adanalı ve Adanasporlu bir kardeşimiz. Elinde dürümü ile. Afiyet olsun. Şalgamı da var ya dayanamadı onu bir iki dikişte bitirdi. Değmeyin keyfine, Adanaspor’u da galip ki…
Mart 9th, 2008

Bugünkü beklentimiz; kazasız belasız, dertsiz tasasız, bahanesiz eksiksiz ,son dakkalarda eziyetsiz bir Adanaspor galibiyetidir. Ki dolu dolu bağıralım:”Adana Turuncudur Oley/Adana Turuncudur Oley…’‘
Mart 9th, 2008

Taraftar her durumda takımının yanındadır. Siz onun sıradan zorluklar veya yenilgiler halinde vazgeçip susacağını ne bileyim yılacağını mı zannettiniz… O Adanasporlu, bilir ki yolu zorlu…
Mart 8th, 2008

Eskilerden bir maç. Adanaspor top yapmaya çalışıyor, hazırlık pasları filan. Sağdan güney kaleye iniyoruz. Zar zor gelmişiz oraya kadar, bin bir zahmetle. Bir orta, ama rakip defans bir kafa müdahalesiyle topu uzaklaştırıyor. Bir, iki, üç… Hep aynı sahne… Yanımızda bir yerlerde maçı izleyen bir taraftar artık dayanamaz, söylenir:Ulan uğraş, didin, gel oraya kadar; sonra çıksın bir….u topu bir kafayla uzaklaştırsın… Yahu hiç mi saygın yok emeğe…